5 Nisan 2013 Cuma

Bel fıtığı gerçekten de iyileşmez mi?


     Bundan daha birkaç yıl öncesine kadar buna inandırılmıştık hepimiz. Bel fıtığının iyileşmeyecek bir şey olduğu tıp dünyasında da halk arasında söylenegelmiştir. Ancak biliyoruz ki; kan dolaşımı olan her yer iyileşebilir. Önemli olan direkt ya da dolaylı olarak fıtığa ya da çoğunlukla sadece bel ağrısına sebep olan etkeni ortadan kaldırmak ve bununla beraber iyileşmeyi mümkün kılmak için dolaşımı arttırmaktır.

     Ağrı ile yaşamak kaderiniz olmasın… Siz de bir osteopata uğrayınJ Ancak siz siz olun, osteopatınızın 5 yıllık osteopati eğitimini aldığından emin olun.

26 Şubat 2013 Salı

baş ağrıları


Gerilim tipi baş ağrıları; stres, yoğun iş hayatı, kötü postür ve fibromyalji sendromundan kaynaklanabilmektedir. Genellikle enseden başlayan ağrı başa doğru yayılarak devam eder. Bazı durumlarda sırt ağrısı da eşlik edebilir. Etkilenen kas grubuna göre kulak çınlaması, göz ağrıları ya da baş dönmesi eşlik edebilir.

Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden "sadece bir baş ağrısı tipi" olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir; hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı, ateş yanar tarzda, matkapla deler gibi ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında olabileceği gibi çift taraflı da yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı aşırı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren, kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59 'a, erkeklerde ise %70 'e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Migren tedavisinde ilaçlar kullanılmaktadır. Kullanılan ilaçlar migreni tedavi etmez. Atak sıklığını azaltabilir ve ağrı sırasında kullanılanlar ise atağın daha kolay atlatılmasını sağlayabilir.
Günümüzdeki bir görüşe göre Migren bir Epilepsi çeşididir. Bu nedenle Migren profilaksisinde (atakların önlenmesi için) antiepileptik ilaçlar kullanılmaktadır. Ayrıca atakların oluşmaması için yavaş salınımlı düşük doz antidepresanlar da kullanılmaktadır. Migren atakları esnasında sakinleştirici ve ağrı kesici içeren enjeksiyonlar acil müdahale olarak hastanelerin acil servislerinde yapılır

            Osteopatik Tedavi
Osteopati ise hastalıkların çıkış noktası ile ilgilendiğinden öncelikle baş ağrısının kaynağını bulmayı hedefler. Otonom sinir sisteminin ve craniosacral disfonsiyonların sonucu olabileceği gibi, dolaşım problemlerinden de kaynaklanabilir. Tam anlamıyla değerlendirilen hastanın kendisine özel planlanan tedavi programı uygulanır.

Kuru İğneleme Tedavisi
Özellikle gerilim tipi baş ağrılarında ve fibromyalji kaynaklı başağrılarında çok etkili bir tedavi yöntemidir. Hastada birkaç seansta iyileşme sağlar, osteopati ile desteklenerek sebebininde ortaya konulması ve tedavi edilmesi tavsiye edilir. 

craniosacral terapi


        Craniosacral Terapi (CST), terapistin 'cranial ritmi' kontrol ederek kuyruk sokumundan kafatasına kadar bütün bölgenin ele alındığı bir yöntemdir. Tedavi: vücut içi sıvının hareketliliğine ve dengelenmesine, merkezi sinir sistemindeki negatif etkilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. CST, kasların ve yumuşak dokunun rahatlaması, kemiklerdeki hareketliliğin sağlanması ile vücudun kendi kendini iyileştirmesi esasına dayanır. CST aracılığıyla terapi uygulanan kişi ; stres ve ağrı kaynaklı cranial ritim bozulukları düzenlenir, vücut balansı sağlanır, bağışıklık sistemi güçlenir.


Uygulanan Durumlar 

  •   Migren, baş ağrısı, kronik yorgunluk
  •   Stres, depresyon ,dugusal problemler
  •   Çene eklemi (TMJ) problemlerinde, konuşma problemi olanlarda
  •   Skolyoz 
  •   Omurga problemleri  

osteopati nedir?


     
    Amerika'da 19 yüzyılda Amerikalı bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından geliştirilmiş bir tedavi yöntemidir ve bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHA) tarafından bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir.Osteopati kelimesi Yunanca Osteon (kemik) Pathos (şikayet) anlamlarına gelen kelimelerden türetilmiştir.Anlam  olarak kemikle ilgilenen bir tedavi yöntemi olarak görülse de insan vücudunu bir bütün olarak ele alır ve bu doğrultuda uygulamaları ile tahminlerden çok daha fazla rahatsızlıklarla ilgilenir.Amaç vücuttaki tüm yapıların bir uyum içinde çalışmasıdır. Osteopati uygulayan kişilere Osteopat denmektedir. 


     Osteopat, vücuttaki tüm dokuları kendine özgü (osteopatik) ve geleneksel tıp yöntemlerini de kullanarak inceler, yapısal ve fonksiyonel problemleri araştırır ve bu doğrultuda problemin sonuçlarıyla değil nedenleriyle ilgilenir ki zaten amaç hastalıkla değil hastalığa neden olabilecek etkenleri bulup onları düzeltmektir. 
Osteopatinin en temel özelliği belli ilkeler doğrultusunda çalışmaktır. Bunlar;
 
  1. Bütüncül yaklaşım
  2. Hareket
  3. Sirkülasyon (Dolaşım)
  4. Vücut dokuları ve fonksiyonel uyum
  5. Otoregülasyon (kendi kendini iyileştirebilme yeteneği)’dir.
     

     Osteopati, Amerika Doctor of Osteopathy ünvanı ile hekimlerle eşdeğerde kişiler tarafından uygulanmaktadır. Günümüzde Amerika’da 50 binin üzerinde Osteopat çalışmaktadır. Avrupa ’da ise farklı bir gelişim izler. İngiltere ’de John Martin Littlejohn (Still’in öğrencisi) Osteopathiyi Avrupa ‘ya getirir. 1917 de Londra ‘da British School of Osteopath’yi kurar. 1950 ye kadarda tüm Avrupa ‘da yaygınlaşır. Avrupa ‘da daha çok terapistler Manuel terapinin etkin formu olarak kullanmaya başlarlar. 1993 den beri İngiltere ‘de osteopati bir meslek olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Fransa, Belçika ve diğer ülkelerde bunları izlemektedirler. William Garner Sutherland (1873-1954) Osteopatide Cranio – Sacral Terapiyi geliştirmiştir. 1980 ‘li senelerde ise Fransız Osteopat Jean – Pierre Barral ve Jacques Weischenk organların muayene ve tedavisini içeren Visseral Osteopatiyi geliştirmişler ve tedavi yelpazesini genişletmişlerdir. Türkiye(TİFAO)’de yaklaşık 10 yıldır fizyoterapist ve doktorlar 5 sene eğitim aldıktan sonra osteopat olarak mezun olmaktadırlar